BU DA BENİM HAYATIM
Ülkede kıtlık ve açlığın yaşandığı bir dönemde 1938 yılında Hemşinin Gomno Köyünde doğmuşum.Etrafımdaki hemen her çocuk gibi bende aç ,sefil ve yoksulluk içinde büyüdüm. Köyümüzde okul yoktu ama 5 mahallesinde de cami vardı .Ben camiye gittim ezbere arapça dualar okudum. Okula ise 2.5 saat yaya patika yolla gidilebiliyordu. 1 ve 2 inci sınıfa gidemedim 3 üncü sınıfa 2 ay gittim. 4 üncü sınıfada gidemedim 5 inci sınıfa 2 ay gittim..Yani toplam 4 ay tahsil hayatım var. Hiç okul çantam ,defterim kalemim kitabım olmadı.1949 yılında İstanbul a gurbete doğru yola çıktım..
İstanbul da ilk işim Ayazpaşa da 12.5 lira maaşla kasap çıraklığıydı.sonra bulaşıkçılık komilik derken garson oldum.. 6 yıl sonra Çiçekpasajında Dimitri ustanın birahanesinde garsondum..Sonradan öğrendiğim 6-7 Eylül olayları dükkanımızı bir öğlen vakti kırdı budadı..bende işsiz kaldım..
Bugün dahi anlamış değilim Ülkemizde anayasal vatandaş olan musevi vatandaşlarımızdan ne istediler. de o milli servetimizi perişan ettiler.Bir süre işsiz kaldıktan sonra duydumki Denizyolları gemileri adam alacakmış.Müracaat ettim,liman cüzdanı çıkartmak gerekmekteymiş;almak için Liman Başkanlığına gittim..Görevli memur ya kömürcü yada kamarot olabilirsin dedi..Çeşitli bürokratik işlemlerden sonra Anafartalar Vapurunda kamarot oldum meğerse garsonlukmuş..Yabancı gelmedi severek yaptım..Bursa Vapuru 1956 da Tarsus Vapuru,derken yurtdışında çalışmaya başladım..Amirlerim bilinçli ve kaliteli insanlardı bildiğim her şeyi bu dönemde onlardan ve kaliteli yolculardan öğrendim..
Okuma Hastalığım Nasıl Başladı??
Okuma hastalığına tutulmam ise Aksu Gemisinde oldu.Gemide çalışma saatleri belli değildi..Yıkılıncaya kadar çalışıyorduk.Tam yıkılacağım zaman gemi su kesiminin altında 30 kişilik 3 ranza üst üste konmuş kamarotlar yatakhanesi vardı,orada uyumaya çalışıyordum..Koğuşun tavanındaki yıldız gibi bir ampul ,koğuşu aydınlatmaya çalışıyordu .ancak alacakaranlık yapabiliyordu.Yine çok yorgun bir halde koğuşa girdim .. 50 yaşlarında kabineci kamarot Fethi Efendi kafasını ranzadan kaydırmış o alaca karanlıkta kitap okuyor. Delimi ne ? diye geçti aklımdan Bir başka gün yine koğuşa girdiğimde Fethi Efendinin okuduğu kitap bitmiş,kaldırıp duvara fırlattı.,,, kitap duvara çarpıp yere düştü, O kitabı yerden aldım ve okudum. Mayk Hammer romanıymış..Ben o kitaptan sonra bir Mark Hammer hastası oldum..Tüm çıkan romanlarını okudum..Sonrada başka kitapları okumaya başladım..ve kitapları o kadar çok sevdimki ansiklopediler dışında 2000 (ikibin) e yakın kitabım oldu.Tabii evin her yanı kitap oldu..Kitaplarımı çok seviyorum
Siyaset ve Sendikacılık Yıllarım..
1958 senesinde Ege Gemisinde gemi temsilcisi oldum..Gemi adamları iaşe, iskan ve sağlık yönetmeliklerinin çıkması için uğraştım..1958 senesinin sonunda askere gittim.30 ay jandarmalık yaptım.Askerden 1961 de döndüm ve aynı işime girdim..1963 de 274 sayılı sendikalar kanunu çıktı..1965 de amatör olarak sendika yönetimine sendika başkan yardımcısı olarak girdim.1970 de gemiden ayrıldım profesyonel sendikacı oldum..1973 de Denizyol-İş Sendikası genel başkanı seçildim..1992 ye kadar sendikacılığım devam etti.Hepside rahmetli olan Sn. Seyfi Demirsoy Sn .Halil Tunç
Sn. İbrahim Denizer ve Sn . Şevket Yılmaz gibi işçi dostu güçlü sendikacılarla çalıştım..
1973 de Ecevit rüzgarının siyasette esmesinde çalıştım.İstemediğim için milletvekili olmadım.12 eylül 1980 de siyasi görüşümüzden dolayı bir kısmımızı budadılar..Bende gözaltına alındım..Hiçbirşey söylemeden evimden 2 çuval kitabımı ve beni alıp götürdüler.Bir süre Samandıra da tutuldum.Suçum ne diye düşündüm durdum..İnsanlık dışı muamele acı ve zulüm vardı..Daha sonra mahkemeye dahi çıkarmadan bıraktılar..orada Türk-İş e bağlı olmamın faydasını gördüm..İstanbul sıkıyönetim savcılığından kitaplarımı istedim. "yok" dediler biraz daha diklenince savcı iki inzibat çağırdı ve atın bu adamı dışarı dedi..Şanslıydım içeri atın da diyebilirdi..Daha sonra kitapların kalörifer kazanında yakıldığını duydum..Ne kadar doğru bilemem ama yaktılarsa ise işe yaramıştır askerler ısınmıştır...
1983 de Halkçı parti başkanı Necdet Calp Ankara ya çağırdı milletvekili adayı olmamı istedi..Ben İstanbul da 106 bin lira alıyordum..Milletvekili maaşı 117 bin lira idi.Lojman yok Ankarada ev tut 3 çocuk İstanbulda okuyor. onları naklet derken iş gözümde büyüdü ;Calp e beni affetmesini söyledim..
Hayalimdeki Kültür Merkezi
Kullanmadım,kullananlarlada arkadaşlık yapmadım..Ömrümde üç şeyden nefret ettim..Uyuşturucu,kumar ve yalan..Hayatımda ne kazandıysam mertliğim ve dürüstlüğümden kazandım..Ne kaybettiysemde
saflığım ,dürüstlüğüm ve mertliğimden kaybettim. Sendika içi demokrasi uyguladım ancak sendika içi puştluğu düşünemedim.. 1992 de ,bu yüzden gruplarımı kaybettim aday olmadım ve emekli oldum..
Bu sırada hep aklımda olan kültür merkezini kurmaya karar verdim..Kitaplarımı halkın okuması için Yalovada inşaat halindeki bir binada 80 metrekare bir dükkan aldım. Dekorasyonu.kütüphanesi masası filan derken epey masraf ettim..Elimde avucumda ki para yı buna harcadım..Tam açılış töreni yapacaktım ki 17 Ağustos 1999 depremi.ile duvarlar canım kitaplarımın üstüne yıkıldı..Bende perişan oldum..Enerjim kalmadı, moralim bozuldu, hevesim yok oldu..Yıllar böyle geçerken akciğerime lanet bir hastalık çöreklendi..omiriliğime sıçradı oradan beynime çıkmağa uğraşıyor..Bizler ve doktorum beynime çıkmasına engel olmağa uğraşıyoruz..Neyse ki torun saysı 3 e çıktı sağolsunlar bu zor günlerimde beni çok mutlu ediyorlar..
İşte bu da benim hayatım............
Mecit Güneysu
Bu yazı Mecit Güneysu'nun "Hayalimden, Umudumdan , Düşümden" aldı kendi kitabından alınmıştır.. Sevgili Yaşar Güneysu ağabeyim yazmam için vazife verdi Elbetteki onu hatırlamak adına hepsini yazamasak ta bir kısmını zevkle yazarız. .. Çok güzel şiirleri de var..